ESKİ ESERLER:
   Eski eser, başlangıcı bilinmeyecek
   kadar eski bir döneme ve o dönemin uluslarına,
   insanlarına ait güzel sanat, edebiyat, yapı ve
   heykeller, anıtlar ile kalıntılarıdır. Bu kültür
   varlıkları  Kamu Malı niteliğinde olduğu için,
   bunların üzerinde bulunduğu veya ileride
   bulunabileceği yerler de Kamu Malı sayılmakta
   veya bunlar özel mülkiyetteki bir taşınmaz ise o
   taşınmaz, 1710 sayılı Eski Eserler Kanunu
   uyarınca kamu malı niteliği verilmek üzere
   kamulaştırılmaktadır. Bu gibi yerler zamanaşımı
   ve zilyetlikle özel mülk olamayacağı gibi, her
   nasılsa özel mülk tapusu alınmış ise onun iptali
   ve Hazine adına tescili gerekir.

    MİLLİYET GAZETESİ'nde çıkan bazı haberler

ASLI ÖKTENER

     Ortaköy sahilinde Gaziosmanpaşa İlköğretim Okulu olarak hizmet veren 119 yıllık Naime Sultan Yalısı, cumartesi günü çıkan kuşkulu bir yangında kül oldu. Benzer olayların daha önce de yaşanması, "Tarihi binaların okul olarak kullanılması doğru mu?" sorusunu gündeme getirdi.
     
  Ömer Balıbey (İl Milli Eğitim Müdürü):
 

Eğitim amaçlı kullanılmalı

     Buralar misyonu olan okullar. Tarihe mal olmuş, ünlülerin yetiştiği okullar olduğu için eğitim yeri olarak kalmalı. İçlerinde tarihi yaşayan çocuklarımız, ileride bu okullardan mezun olmanın hazzını taşıyacak. Bina en kısa sürede onarılacak ve okul olarak kullanılmaya devam edecek. Okulda güvenlik önlemi alınmıştı. Otoparkı da 20 gün önce kapatılmıştı. Çünkü işletenlerin araç giriş çıkışlarında usulsüzlük yaptıkları tespit edilmişti. İstanbul’da 40’a yakın okul, tarihi binalarda hizmet veriyor. Tarihi binaların eğitim amaçlı kullanılması, çok daha faydalı.
     
     Orhan Silier (Tarih Vakfı Başkanı):

Sorun açgözlülük

     Tarihi binaların okul olarak kullanılmasında sorun olmadığını düşünüyorum. Sorunun, bu binalara göz dikmiş, bunların bahçelerine, hatta tüm alanlarına asfalt döküp otopark yapmak isteyen, kimi kamu görevlileriyle işbirliği içindeki mafya olduğunu düşünüyorum. Sorunu eğitim kurumu olarak kullanmada değil, bu binalarda görevli kişilerin gerçekten sahip çıkmasında aramamız gerektiğine inanmaktayım. Büyük bir açgözlülükle buranın okul dışı işlevlerle kullanılmaya başlanması, yakılmasıyla sonuçlandı. Şehrin birçok noktasında benzeri tarihi bina yakılarak otopark mafyası tarafından işgal edildi.
     
     Prof. Dr. Gül İrepoğlu (Sanat tarihçisi):

Müze olması daha doğru

     Ben tarihi binaların tamamen işlevsiz bırakılmasından yana değilim. Gerekli tüm önlemler alınırsa sağlıklı koşullar altında tarihi binalara uygun bir işlev verilmesinden yanayım. Tarihi bir bina okul olabilir ama tüm önlemler alınır. Ama görülüyor ki, bu okulda yeteri kadar önlem alınmamış. Bahçenin otopark olarak kullanılması da hiç hoş değil. "O binanın okul olarak kullanılması doğru mu?" diye sorarsanız. Böyle yerler daha çok müze ya da aynı anda çok fazla insanın giremeyeceği mekânlar olarak kullanılırsa daha doğru olur.
     

     Metin Sözen (ÇEKÜL Vakfı Başkanı):

Envanter çıkarılmalı

     Tarihi mirasın ve kültür varlıklarının kullanımı yıllardır tartışılan bir konu. Her tarihi bina kül olduktan sonra bu tartışmalar tekrar gündeme geliyor. Son yangınlar dikkate alınarak kamunun elinde olan varlıkların tam bir envanterinin ve ‘Hangi işlevi verirsek yapının kimliğine uygun sonuç alabiliriz?’in irdelenmesi gerekiyor. Tarihi binaların taşıyamayacağı bir kimlikle donatılmaması gerekmektedir. 1925 yılı ve sonrasında mülkiyetler yaşatılsın diye kamuya verilmiştir. O dönem için bu önemli bir karardır ancak 21. yüzyıldayız. Tarihi binalarımızın nasıl kullanılacağının tekrar karara bağlanması gerekir.
 

 

     BİZİM GÖRÜŞÜMÜZ:

     Her şey yakılarak yok edilebilir ancak
  tarih asla. Kaldı ki, İstanbul'un
  emperyalistlerce işgali yıllarında Kuvayı
  Milliye'ye cephanelik görevi üstlenerek
  Cumhuriyet'e katkıda bulunmuş, salt bu
  tarihsel misyonu yüzünden Mustafa
  Kemal Atatürk tarafından, "ona okul
  olmak yakışır" denilerek, o zamanki
  adıyla Maarif Vekaleti olan, dönemin
  Milli Eğitim Bakanlığı'na vakfedilmiş bir
  yapıyı yok etmek, birilerine peşkeş
  çekmek herkesin harcı değil.

     Esma Sultan'ın, Naime Sultan'ın, Gazi
  Osmanpaşa'nın damadının mutsuz
  aşklarının konu edilerek, ona "Mutsuz
  Aşklar Yalısı" da denilebilir belki ama biz
  ona Cumhuriyet Yalısı demeyi uygun
  buluyoruz.